YAŞAM

Kurtuluş Savaşı’nın Kadın Kahramanları

Kadınlar Günü haftasında, Milli Mücadele döneminde memleketimizi düşmandan kurtarma azmi ile cephelere giden kadın kahramanlarımızı gelin birlikte yad edelim…

Kurtuluş Savaşı’nın Kadın Kahramanları

1877-1878 yıllarında ki Osmanlı-Rus Savaşı nam-ı diğer 93 Harbi (rumi 1293 yılında yapıldığından bu isimle anılır) Ruslarla mücadele eden Nene Hatun ile başlayan Türk Kadını'nın yurdu düşmanlardan temizleme azmi, Milli Mücadele'de had safhaya ulaşmıştır.  Üzerinden yüzyıllar, bin yıllar geçsede kadın kahramanlarımız asla unutulmayacak, ayrı ayrı her birinin destansı mücadelesi daima gönüllerimizde yaşayacaktır. 

Kadın kahramanlarımızı tanımaya geçmeden evvel, ülkemizin kurucusu Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere tüm silah arkadaşlarını, aziz şehitlerimizi ve vatanımızı savunan herkesi saygı ve sevgiyle anıyoruz. Ruhları şad olsun!

Halide Edip Adıvar nam-ı diğer Halide Onbaşı (1884-1964)

İstanbul halkını yurdun işgaline harekete geçirmek için 1919 yılında yaptığı konuşmalarla hafızalara kazınan usta hatip. Kurtuluş Savaşı'nda cephede Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında görev almış, sivil olmasına karşın rütbe almaya hak kazanan bir savaş kahramanı sayılmıştır. O dönem Anadolu Ajansı'nın kurulmasında katkısı olmuş ve gazetecilik de yapmıştır.


Nezahat Baysel nam-ı diğer Nezahat Onbaşı (?-1994)

Albay Hafız Halit Bey’in eşi Hadiye Hanım henüz 24 yaşındayken vereme kurban gitmiş. O sıralarda da İstanbul işgal altında olduğundan küçük kızı Nezahat’i de yanında cepheye götürmek zorunda kalmıştır. O yıl Nezahat henüz 9 yaşındadır. 12 yaşına kadar cephelerde bilfiil babasının yanında savaşmıştır. Nezahat Onbaşı babası ile birlikte Geyve Savaşı, Konya İsyanı, Birinci ve İkinci İnönü Savaşları ile Sakarya ve Gediz Muharebelerinde gösterdiği kahramanlıklarla 70. alayın simgesi olmuştur. Alay “kızlı alay” diye anılmış, bu durum Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’nın da dikkatini çekmiştir.

Fatma Seher Erden nam-ı diğer Erzurumlu Kara Fatma (?-?)

Balkan Savaşı’na Subay Dervişlerden Ahmet Bey ile evlendiğinde katıldı. I. Dünya Savaşı’nda Kafkas Cephesi'nde kendi ailesinden 10 kadınla birlikte omuz omuza savaştı. Eşinin şehit oldu haberinden sonra memleketi Erzurum'a döndü. 1919 senesinin kongre günlerinde bizzat Mustafa Kemal Paşa ile görüşebilmek için Sivas’a gitti. Milis Müfreze Komutanı ünvanı ile batı cephesinde görevlendirildi. Üstlerinden aldığı talimatla İstanbul’da silah ve adam kaçırma eylemlerinde bulundu. İzmir’in Yunan işgaline uğraması üzerine İzmir’in kurtuluşu için cepheye gitti. Erzurumlu Kara Fatma, çoğunluğu kadın olan birliği ile düşman cephesine bir saldırı düzenledi ve aralarında bir Yunan subayı olmak üzere toplam 25 esir askerle geri döndü.


Şerife Bacı (?-1921)

Kurtuluş Savaşı’nda İnebolu'da bulunan cephanelerin Ankara’ya götürülmesinde çocuğu ve kağnısıyla yer almış, kış şartları sebebiyle Aralık 1921 tarihinde donarak ölmüştür. Anlatılanlara göre; taşıdığı cephanesi ıslanmasın diye üzerindeki battaniyesini cephaneye sarmış, evladına da sarılıp onun donmaması için uğraşmıştır.


Çete Emir Ayşe (?-?)

Yunan askerlerinin Aydın’a doğru geldiği haberi üzerine iki arkadaşı ile Menderes’in öte tarafına geçmeye çalışan Emir Ayşe, arkadaşlarının kayıktan düşüp boğulması nedeniyle geri dönmüş ve Çanakkale’de ölen kocasından kalan tek hatıra elmas küpelerini bozdurup kendine bir tüfek almış, dağa çıkarak Yörük Ali Efe’ye katılmıştır. Aydın şehrimizin kurtuluşu 7 Eylül tarihine kadar Yunanlarla savaşmıştır. Savaştan sonra Atatürk, İstasyon Meydanı’nda Çete Emir Ayşe’nin de aralarında bulunduğu kahramanlara İstiklal Madalyası takmıştır. Çete Emir Ayşe şu sözleri söylemiştir; “Savaştım Yunana karşı, elimde kalan en değerli şey Atatürk’ün göğsüme taktığı İstiklal Madalyası'dır” 

Halime Çavuş (?-?)

Yaşlı anne babasının “kızım gitme” yalvarışlarını dinlemeden mücadeleye katılan Halime Çavuş, senelerce Halim Çavuş zannedildi. Kurtuluş Savaşı’na giderken erkek kılığına girdi, erkek gibi traş oldu, saçını kazıttı ve kimseye kadın olduğunu söylemeden Türk askerinin arasına karıştı. Düşmanın açtığı ateş sonucu ayağı sakat kaldı. Bir defasında İnebolu’dan cepheye cephane taşırken, Mustafa Kemal Paşa’ya rastladı. Ancak Mustafa Kemal Paşa olduğunu bilmiyordu. Paşa “Sen üşüyor musun böyle?” diye sordu. Halime Çavuş “Bey, 100 bin kişi kurtulacak. Ben öleceğim de ne olacak?” dedi.


Hafız Selman İzbeli (?-?)

Kastamonu’daki ilk kadın meclis üyesi ve sıkı bir Atatürk hayranı. Kendi deyimiyle de tam bir “Cumhuriyet kadını” idi. Kurtuluş Savaşı sonrasında Kastamonu’daki tüm kadınlara cephedeki askerimiz için çorap, fanila ördürüp cepheye göndermişti. Varlıklı bir aileden geliyordu, askerimiz Kastamonu’ya geldiğinde hepsini yolda karşılayıp karınlarını doyurmuştur. Aynı zamanda kendisi Kastamonu müdafa-i hukuk cemiyeti kadınlar kolu kurucularındandır.

Tayyar Rahmiye (?-?)

1920 yılında Türkler ile Fransızlar arasında yapılan Kurtuluş Savaşına katılmıştır. İlk zamanlar savaştaki görevi keşif ve cephe gerisinde kundakçılık yapmaktır. Bunu da başarıyla gerçekleştirmiştir. Daha sonraları kendi de savaşta çarpışmalara katılmıştır. Türk askerlerinde ki duraksamayı görünce “ben kadın olarak ayaktayım, siz erkek olarak yerlerde sürünmeye utanmıyor musunuz?” diyerek askerlerin toparlanmasını sağlamıştır. Aynı muharebede iki arkadaşını korumak için ileriye atıldığında şehit olmuştur.


Gördesli Makbule (1902-1922)

Henüz 1 yıllık evliyken eşi ile birlikte Milli Mücadele'ye katılmıştır. Yunanlıların Batı Anadolu’yu işgale başlaması sonucu 7 Kasım 1921'de kocası Halil Efe ile Türk çetelerine katılmıştır. Yunanlar Sakarya Muharebesi'ni kaybedip, Afyon’a gerilediklerinde eşi Halil Efe'nin Gördes-Sındırgı-Akhisar bölgesinde faaliyet gösteren çetesinin saldırıları ile karşılaşıyorlardı. Kocayayla baskınında geri çekilen silah arkadaşlarına cesaret vermek için hızlıca öne atılmış ancak başından vurularak şehit olmuştur.

Ve ismini bilemediğimiz yüzlercesi... Ruhları Şad olsun, Kabirleri Nur dolsun...