Pişirme süreniz doldu TAMAM

Selülitlerden 18 Adımda Nasıl Kurtulurum?

Kadınların ortak problemi, bacak ve kalçadaki portakal kabuğu görünümünden, anti-selülit diyetiyle kolayca kurtulduğunuza inanmayacaksınız!
Kadınların ortak problemi, bacak ve kalçadaki portakal kabuğu görünümünden, anti-selülit diyetiyle kolayca kurtulduğunuza inanmayacaksınız!

Bu yazıyı okuduktan sonra ne bıçak altına yatmak zorunda kalacaksınız, ne de pahalı kremlere para harcayacaksınız!

1- Yeterli Miktarda B6 Vitamini Aldığınızdan Emin Olun

B6 vitamini (diğer bir adıyla Pridoksin), selülite karşı mücadelede vazgeçilmez bir vitamin. Vücut bağ dokusunun zayıf olması, selülitin ana sebeplerinden biri. B6 vitamini, bağ dokusunu onarıp sağlamlaştırması ve ayrıca protein metabolizmasında yer alması ile de önemli olduğunu kanıtlıyor. Ayrıca sodyum-potasyum dengesini sağlayarak, toksik atıkların vücutta birikip selülit görünümü oluşturmasına da engel oluyor. B6 vitamini, doğal diüretik olarak görev yaparak, vücuttaki fazla suyu uzaklaştırarak selülit görünümünü engeller. Üstelik B6 vitamini, kollajen dokusunun oluşumu konusunda büyük öneme sahip çinkonun emiliminde de etkilidir.

2- Kış Mevsiminde Yeterli D Vitamini Alın

Kış aylarındaki D vitamini eksikliği, fazla kilo almanızın sebebi olabilir!
D vitamini yağda çözünen ve yumurta sarısı, balık, süt ürünlerinde doğal olarak bulunan bir vitamin olarak bilinir. Ancak birçok insan D vitamini ihtiyacını, güneş ışığının vücutta D vitamini sentezini harekete geçirmesi ile, yani kendi D vitaminini sentezleyerek karşılar. D vitamini eksikliğinin, yağ depolanmasının artışı ve obeziteyle ilişkisi bulunmuştur. Araştırmalar, kış mevsiminde güneş ışığına maruziyetin düşmesi, insanlardaki “vücudun kış mevsimine tepkisi” olarak bilinen kilo alımını tetiklemesinde bir anahtar etken oluduğunu varsayıyor.

3- Yağ Yakımını Desteklemek İçin “Kateşin” Kaynaklarını Tüketin

Son yıllarda yeşil çay gibi kateşin kaynakları, mutfaklarımıza büyük hızla girdi ve iyi bir yer edindi. Bilimsel bir araştırmada 132 hafif kilolu ve obez bireyde, kateşinin etkisi test edildi ve yeşil çay tüketen grupta kilo kaybının daha fazla olduğu saptandı. Bu sonuçlara göre de kateşin’in metabolizma hızını arttırma ve yağ yakımını hızlandırma konusundaki belirgin etkileri, bizim anti-selülit diyetimizde de olmazsa olmazlar arasına giriyor.

4- C Vitamininden Zengin Besinleri İhmal Etmeyin

C vitamini, selülite karşı savaşta şüphesiz en iyi vitaminlerden biri. Araştırmalar sonucu kanda C vitamininin düşük olması, vücuttaki yağ depolanmasını tetiklediği ortaya çıkmıştır. Kandaki yüksek C vitamini seviyesinin, spor sırasında vücudun daha fazla yağ yaktığına dair de güçlü bulgular var. C vitamini ayrıca Karnitin üretimi için önemli bir vitamin. Karnitin vücudun, alınan yağı depolamak yerine enerji üretmek için kullanmasını sağlıyor.

C vitamini yağ yakımını sağlamakla kalmıyor, vücuttaki bağ dokusunu ve damarları da güçlendiriyor! Bağ dokusu ne kadar güçlü olursa, selülit yüzeyde o kadar az belirgin oluyor. (Bağ dokusu, protein lifleri, kolajen ve elastinden meydana geliyor. Bu yapıların oluşumu da C vitamini gibi birçok önemli besin ögesi sayesinde gerçekleşiyor.)

C vitamini, kan damarlarının sağlıklı bir yapıda ve işleyişte olmasında önemli bir anahtar! C vitamini eksikliği, kan damarlarının zayıf olmasına, hatta varisli damarların oluşumuna bile sebep olabilir. C vitamininin, E vitamini ile birlikte tüketilmesi de hem antioksidan özellikleri ile dokuları güneş ışığı, sigara gibi oksidan etkilerden koruyor hem de kan damarlarındaki dolaşımı daha sağlıklı hale getiriyor.

5- Vücut Yapısı İçin Kalsiyum Tüketmeyi Unutmayın

Anti-selülit diyetinin olmazsa olmazlarından biri de Kalsiyum. Kemik ve diş sağlığı için sıklıkla bahsi geçen kalsiyumun, son yıllarda aslında çok daha geniş kapsamlı bir mineral olduğu yapılan birçok çalışmayla kanıtlanmış durumda . Yeni çalışmalar özellikle kalsiyumun enerji metabolizmasında ve vücut yapısının düzenlenmesinde önemli rol oynadığı ve özellikle vücut yağının azalması-ideal ağırlığın korunması gibi etkileri de olabileceğini vurguluyor. Çalışmalarda günlük kalsiyum alımının 1 gram değişmesi bile vücutta tam 8 kilogram fark oluşturabileceği gösterilmiştir.

Süt ve süt ürünleri gibi kalsiyumun zengin kaynaklarının yanında, yeşil yapraklı sebzeler ve deniz ürünleri de kalsiyum içerir. Kalsiyumdan en verimli faydalanabilmek için, bu besinleri D vitamininden zengin besinlerle tüketmeyi unutmayın. D vitamini, kalsiyumun bağırsaklardaki emilimine katkıda bulunur.

6- Tiroid Aktivitenizi Arttırmak İçin İyot Tüketin

İyotun bilinen en önemli işlevi, tiroid bezinin çalışmasını düzenlemesi ve böylelikle bazal metabolizma hızının uygun düzeye ulaşmasıdır. İyot eksikliği, tiroid bezinin fonksiyonlarını yerine getirememesine ve kilo alımına sebep olur. Ayrıca iyot, vücudun ağır metaller ve sentetik moleküller gibi toksinlerden arınmasına yardımcı olur.

Deniz ürünleri, balık, yoğurt, süt, yumurta, çilek gibi besinleri tüketerek iyot ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz.

7- Ödem Oluşumunu Engellemek İçin Tuz Tüketiminizi Sınırlayın

Fazla tuz tüketimi vücudun alınan tuzu seyreltmek için çok fazla su depolamasına sebep olur. Biz bu duruma sıvı tutulumu, ya da ödem diyoruz. Vücutta sıvı tutulumu olması, selülit görünümünü kat kat arttırır. Besinlere fazladan tuz eklemek yerine, baharatlar veya otlar kullanarak lezzetlendirmeyi deneyin. Ayrıca işlenmiş besinlerde, konserve sebzeler, kahvaltılık tahıllar ve dondurulmuş yiyeceklerde de gizli tuz bulunduğunu unutmayın!

8- Yağ Depolanması ve İştahı Dengelemek İçin Çinkodan Zengin Besinler Tüketin

Çinko eksikliğine karşı çinko suplemantasyonu yapılması, vücuttaki leptin seviyelerini arttırdığı araştırmalar sonucunda ortaya konulmuştur. Leptin, vücuttaki enerji harcaması, yağ depolanması ve iştah konusunda anahtar bir hormondur. Yetersiz leptin seviyesinin, aşırı yemek yeme davranışı, yiyeceğe bağımlılık ve aşırı iştahlı olma ile ilgisi olduğu düşünülüyor. İstiridye, kırmızı et, beyaz et gibi çinkodan zengin kaynakları vücudun daha verimli kullanabilmesi için B6 vitamini ile birlikte tüketmeyi unutmayın!

9- Diyetinizde Potasyumdan Zengin Yiyeceklere Yer Verin

Potasyum, vücuttaki sıvı tutulumunu azaltmak ve selülite neden olan toksinleri vücuttan atmayı sağlayan en değerli besin ögelerinden biridir. Kök sebzeler ve fasulye gibi potasyumdan zengin kaynakları anti-selülit diyetinize mutlaka ekleyin! 

10- Antioksidan Savunmayı Harekete Geçirin: Selenyum

Mantar, morina balığı, karides, kabuklu yemişler gibi selenyumdan zengin besinleri diyetinize ekleyin, selülit görünümü ve tüm cildinizdeki farkı görün! Selenyum, vücuttaki antioksidan savunmada görevli olan enzimlerin anahtar bileşenidir. Bu noktada da cilt sağlığı için anahtar mineral olarak görev alır. Selenyumun etkinliğini arttırmak için, E vitamini ile birlikte tüketmeniz önemlidir.

11- Akşam Kalorilerini Kontrol Altına Alın

Araştırmalara göre, kilolu kadınlarda zayıflamaya bağlı selülit görünümü de büyük ölçüde azalıyor. Kilo vermek için, besinlerden aldığınız enerjiyi azaltmak ve fiziksel aktiviteyle enerji harcamanızı arttırmak gerekiyor. Haftada 1 kilo kaybetmek için 7,000 kalori ekstradan enerji harcamanız gerekiyor. Bu da yaklaşık günde 1000 kalori demek oluyor. Haftalık 3,500 – 7,000 kalori arasında enerji açığı oluşturarak 0,5-1,0 kilo arası zayıflamak, hem sağlıklı zayıflama hem de ağırlık koruma konusunda en sağlıklı aralık olarak kabul ediliyor.

Ancak şok diyetler diye adlandırdığımız, haftada 7,000-10,500 kalori açık oluşturan diyetler, vücudun uyum sağlayamayıp kalbin ritim bozukluğuna ve hatta ölüme bile yol açabilen diyetlerdir. Ciddi oranda enerji kısıtlaması, kilo kaybı sağlamayacağı gibi tam tersi yağ depolanmasına yönelik enzimleri harekete geçirip yağ depolanmasını hızlandırabilir. Bunun dışında enerji kısıtlamasının fazla olması, vücutta yağ yakımı yerine kas kaybına sebep olur. Kas kaybı da vücutta selülit görünümünü belirginleştirir ve vücudun dinlenme halinde harcadığı enerjiyi de düşürür.

Enerji kısıtlaması dışında ağırlık kontrolünde, bireylerin enerji alım zamanları da çok önemlidir. Genellikle günlük 5-6 öğünde dağıtılan total enerji, metabolizmanın sürekli çalışmasını sağlar. Kahvaltı günün en önemli öğünü olmalıdır, bu metabolizmanın gün boyu hızlı ve yağ yakıcı bir fonksiyonda olmasını sağlar.

12- Alkol Tüketimini Sınırlayın

Alkolün, vücuttaki serbest radikal aktivitesinde büyük bir payı vardır. Bu da sağlıklı cildi önemli derecede etkilemektedir. Ayrıca lenf sistemini baskıladığı için, vücuttaki toksinlerin atılımını da zorlaştırır. Alkol gramı 7 kalori olan enerjisi yüksek bir bileşendir. Fazla alkol tüketiminin, kilo alımı ve vücuttan B6 vitamini atımı ile ilgisi vardır, bu da selülite karşı savaşımızda alkolü kısıtlamak için ayrı bir sebep olarak karşımıza çıkar.

13- Yağ Tüketimine Dikkat Edin, Ancak Sağlıklı Yağları da Hayatınızdan Tamamen Çıkarmayın

Diyetteki yüksek yağ alımının, kilo alımı ve selülit oluşumunu arttırdığını zaten biliyoruz. Yağ, karbonhidrat ve proteinden daha fazla enerji içeren bir besin ögesidir. (1 gram yağ, 9 kalori enerji içerirken; 1 gram protein veya karbonhidrat yalnızca 4 kalori enerji içerir.)

Yağ aynı zamanda düşük bir termojenik etkiye sahiptir. Bu demek oluyor ki, yağ yıkımı sırasında vücut çok düşük miktarda enerji harcıyor. Protein ise, %20-30 civarında yüksek bir termojenik etkiye sahiptir, proteinden zengin bir öğün tükettikten sonra sindirim sırasında vücudun enerji harcaması artar.

Esansiyel yağ asitleri (EFA), vücudun fonksiyonları için hayati önem taşır. Bu bileşenler vücutta sentezlenemezler ve dışarıdan alınmaları gerekir. Bu yüzden yağ alımını kısıtlarken bu yağ asitlerinin de alımı kısıtlanıyor ise eksikliklerine bağlı ileride ciddi sağlık problemleri oluşturabilir.

Trans yağlar diyetten tamamen çıkarılmalıdır! Trans yağ oluşumu, besin üretim aşamasında yağların kimyasal değişikliğe uğrayarak fonksiyonlarının değişmesi ve vücut için çok zararlı yağlara dönüşmesidir. Bu yağlar genellikle kızartılmış besinler, katı margarin, bisküvi, kraker, cips gibi ürünlerde bulunmaktadır. Ayrıca yapılan çalışmalar sonucu, diyetin trans yağ içeriğinin yüksek olmasının, kilo artışı ile de ilişkisi olduğu belirtilmiştir.

14- Bolca Su İçin

Su, kuşkusuz anti-selülit diyetinin köşe taşlarından biri. Vücuttaki toksin atılımına katkısının yanında selülit oluşumunu durdurması da suyu vazgeçilmez kılar. Ayrıca yetersiz su alımı, vücudun su tutulumunu ve selülit görünümünü de arttırmaktadır.

Günde 2-3 litre su içmek vücudun toksinleri uzaklaştırmak için karaciğere başvurması yerine böbreklerden su ile atılmasını sağlar. Karaciğerin asıl görevi, vücuttaki depo yağların harcanmasını sağlamak olduğu için, böbrek toksinleri uzaklaştırma görevini karaciğerden alırsa, karaciğer de direkt olarak yağ yakımına odaklanabiliyor!

15- Şeker ve Basit Karbonhidratları Diyetinizde Sınırlandırın

Basit karbonhidratlar, vücut için bir numaralı enerji kaynağıdır. Anti-selülit diyetinde, şeker ve basit karbonhidratlar sınırlandırılıp, vücudun yağ yakımına yönlendirilmesi gerekmektedir.

Şeker oranı yüksek olan diyet yağ depolanmasını arttırıp, bağ dokusunun zarar görmesine sebep olabilir. Şeker, kompleks karbonhidratlara göre kan şekerini daha hızlı yükseltir ve yağ depolanmasını hızlandırır. Kandaki yüksek glikoz seviyesi, kan damarlarında hasara sebep olabilir, bu da selülite yatkın bölgelerde kan dolaşımını engelleyebilir.

16- Protein Alımınızın Yeterli Olduğudan Emin Olun

Protein, içerdiği esansiyel aminoasitlerle bağ dokudaki kolajen ve elastin üretimini destekler. Bu sebeple protein, anti-selülit diyetinin olmazsa olmazlarından biridir. Kolajen ve elastin üretimi için en önemli aminoasitler; glisin, prolin ve lizindir. Bu üç aminoasit özellikle en çok, balık, yumurta, et, fasulye, kabuklu yemiş ve tohumlarda bulunur. Güçlü bir kolajen yapı için, prolin ve lizin; C vitamini, demir ve manganez gibi kofaktör denilen yardımcılara ihtiyaç duyarlar.

Güçlü bir bağ dokusu oluşturmasının yanında protein aynı zamanda kas oluşumunda da görev alır. Fazla kas, fazla enerji harcaması demektir! Son olarak yeterli protein alımı, vücuttaki su tutulumunu engelleyicidir.

17- Diyetinizdeki Posayı Arttırın

Posa, besinlerde bulunan ancak vücudun enzimleri sindiremediği için emilip kana karışamayan bir bileşendir. Sonuç olarak, diyet posası vücuda enerji sağlamaz. Ancak posası yüksek besinler, daha fazla çiğnenmeye gereksinim duyarlar bu da vücudun tokluk sinyalleri verene kadar daha yavaş yemenizi, böylece tokluk sinyali almadan önce aşırı yemek yemenizi engeller. (Vücut tokluk sinyallerini yaklaşık 10 dakikada verir.)

Posa, sindirim sisteminde de benzer görevi üstlenerek sindirimi yavaşlatıp geciktirir, böylece daha uzun süre tokluk hissedebilirsiniz.

Ayrıca çözünebilir posa, toksin atılımına yardımcı olarak selüliti engellemede de dolaylı bir payı vardır.

18- Kapsaisin ile Enerji Harcayın

Araştırmalar sonucunda kırmızı biberdeki, acı tat veren bileşen olan kapsaisinin, vücudun dinlenme enerji harcamasını %25 arttırdığı gösterilmiştir. Araştırmalar ayrıca, kapsaisin tüketiminden 75-90 dakika sonra metabolik hızın en üst düzeye ulaştığı ve etkisinin 3 saat sürdüğünü belirtmiştir.

Başka bir çalışmaya göre, kapsaisin aynı zamanda iştah ve öğün boyunca enerji alımını da sınırlandırmaktadır!

İLGİLİ BAŞLIKLAR:
Bu Tarife Yorum Yaz